Kabul etmek gerekir ki, bir şeyin başında “pozitif” kelimesi varsa insan kendini kandırılıyormuş gibi hissediyor. Açıkçası toplum genelinde birisi bu ifadeyle yanımıza yaklaştığında ona itibar etmekte zorlanıyoruz. İşte bugünkü konumuzda pozitif psikoloji yaklaşımı konusuna da oldukça çok müsait. Bazı yönlerden yanlış anlaşıldığını düşündüğümüz için, açıkçası bu yazıda biraz pozitif psikolojiden bahsetmek istedik.

Psikoloji biliminin geçmiş tarihi boyunca öncelikli olarak insanlarda neyin yanlış olduğu üzerinde odaklanması, ruh sağlığı uzmanlarının amacının bireylerin üzüntülerini azaltarak psikolojik hastalıkları tedavi etmek olduğu görüşü günümüzde artık sorgulanır oldu.

Aslında genel bir tanımlama yapmadan da insanların pozitif duygularla negatif duyguların psikolojiyi etkilediğini biliyor. Ancak biz yinede Klasik psikoloji negatif (eksi) duygu durumundaki kişiyi nötr hale (sıfır noktasına) getirmeye odaklanırken, pozitif psikoloji insanların nötrden (sıfır noktasından) pozitif (artı) yöne ilerlemelerine eşlik etmeyi ifade edelim. Yapılan araştırmalara göre toplumumuzun çoğunluğu mutsuz olmayan ama kendini de mutlu hissetmeyen insanlardan oluşuyor. Aslında sadece ülkemizde değil, dünya genelinde bu böyle diyebiliriz. Bilinmesi gereken bir durum var ki mutsuz olmamak mutlu olmak anlamına gelmez. İnsanların hatta hayvanların bile herhangi bir psikolojik rahatsızlığı olmayabilir. Ancak yaşadıkları hayattan doyum almıyor olabilirler. Psikolojik olarak hasta hasta tanımı konulmaya bilir ama hayatlarında amaç ve anlam eksiği nitekim olabilir. Düz mantık gibi görülse de klasik psikoloji hastalık ve patolojiye yönelim sağlarken, pozitif psikoloji ise sağlığa vurgu yapıyor.

Pozitif psikolojinin savunduğu değerler aslında çokta yeni değil. Hatta hiçte yeni değil diyebiliriz. Eski Yunan felsefesinde o çok tanınan Aristo, her insanın içinde onu doğru yola sürükleyen, takip ettiği ve istediği mutluluğa ulaştıracak olan bir ruhun varlığından bahseder. “İnsan en çok mutluluk peşinde koşar” der. Modern terapi yaklaşımlarından Jung’un bireyin potansiyeline yaptığı vurgu ile Carl Rogers’ın öncülüğünü yaptığı hümanist yaklaşım da pozitif psikolojinin temellerini oluşturuyor. Aslında pozitif psikoloji hümanist yaklaşımın öncüleri olan Carl Rogers ve Abraham Maslow’un mirasını devralmıştır diyebiliriz. Yine Doğu felsefelerine ait olan Hinduizm ve Budizm yaklaşımlarındaki farkındalık ve meditasyon gibi pozitif duygulara ulaşmak için kullanılan metotlar da pozitif psikolojiyi etkilemiş.

İnsanların olumlu karakter özelliklerini, erdemlerini ve güçlü yanlarını merkeze alan bir disiplin olan pozitif psikolojinin kurucusu Martin Seligman, “pozitif psikoloji” terimini ilk kullanan kişi ise Abraham Maslow. Pozitif psikoloji “İyi yaşam nedir?” sorusuna cevap arıyor. Geleneksel psikolojinin bir alternatifi değil, bilakis onu tamamlıyor ve ona katkıda bulunuyor. İnsanların güçlü yönlerine odaklanıyor ve yaşamlarında neyin iyi gittiğini soruyor.

 

Pozitif psikoloji bilimsel tabanı olmayan, pop psikoloji de değil. NLP veya bilinçaltı temizliği hiç değil. Mutluluk bilimi olma iddiası yok. Olumsuz duyguları yok sayan bir bakış açısı asla değil. İnsanların ve hayatın negatif yönlerini ve psikolojik hastalıkları araştırmanın önemini inkar etmiyor. Martin Seligman’ın da dediği gibi, “Sadece pozitif duyguların peşinden koşmuş olsaydı, insan ırkı çoktan ölmüş olurdu.” Fakat pozitif psikoloji, güçlü yönlerin de zayıf yönler kadar önemli olduğunu, hayatımızı onu önemli kılan şeylerin üzerine inşa etmenin, kötü olanı onarmak kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Pozitif psikolojinin amaçları; normal yaşamı daha doyumlu hale getirmek, zayıflıklarımızla baş edebilmenin yanında, güçlü yanlarımızı nasıl kullanmamız gerektiğini de öğrenmek, neyin iyi gittiğine odaklanarak, kendimizi nasıl daha çabuk toparlayabileceğimizi bulmak, hayatla sürekli mücadele etmek yerine yaşama daha iyi uyum sağlama, yaşamın anlamı ve nihai olarak da yaşamdan daha fazla doyum almaya yönelmek ve gerçekçi iyimserliği alışkanlık haline getirmektir.

Çalıştığı konular ise; mutluluk arayışı, psikolojik iyi oluş, esenlik (wellness), insanların güçlü yanları, yaşam kalitesi ve yaşam doyumu, hayatın anlam ve amacı, resilience (psikolojik sağlamlık, duygusal dayanıklılık), travma sonrası büyüme (veya gelişme), öz-yeterlilik, öz-değer, öz-farkındalık, öz-şefkat, motivasyon, yaratıcılık, akış, farkındalık (mindfulness), öğrenilmiş iyimserlik, karakter güçleri ve değerlerdir.

Pozitif psikolojinin pozitivist bilim felsefesine bağlı oluşu ve “mutluluk” gibi sübjektif konuları ölçülebilir hale getirmesi başarısının sırrını açıklıyor. Pozitif psikolojinin bulguları bize bazı şeyleri gösteriyor. Buna göre insanların genellikle mutlu olduğu bulunmuş. Temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra kazanılan paranın miktarı artsa bile mutluluğu çok da artırmadığı görülmüş. Başkalarının hayatında değer yaratmak, yardım etmek, eşyalara değil deneyimlere para harcamak bireyi mutlu kılıyor. İş, bireyin iyi oluşu üzerinde önemli bir etkiye sahip ve özellikle anlamlı ve amaçlı yapılan işler bireyin iyi oluşu üzerinde pozitif etkiye sahip.

Sonuç olarak, pozitif psikolojinin yaşamdaki sorunları ve rahatsızlıkları yadsıyan, gerçek dışı bir bakış açısı sunmadığı açık. Aksine tüm bunlarla birlikte kişilerin güçlü yanlarına ve neyin iyi gittiğine odaklanarak kişilerin kendilerini gerçekleştirmesine ve yaşamdan daha fazla doyum almasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Pozitivist araştırma yöntemlerini kullanması ve mutluluk gibi öznel kavramları ölçebiliyor oluşu yaklaşımın bilimsel olarak itibarını artırıyor.

Pozitif psikoloji aslında çok yeni bir şey de söylemiyor. Aristo’dan Jung’a birçok düşünürün etkisinde kaldığını, hatta hümanist yaklaşımın mirasını devraldığını söyleyebiliriz. Temellerinin bu kadar geçmişe dayanması, akılcı yöntemleri kullanması, yaşamın zorluklarını yok saymadan olumlu yönlere vurgu yapması pozitif psikolojinin giderek önem kazanacağının göstergesi. Yaşamın zorlukları karşısında yolunuzu kaybetmiş olabilirsiniz. Mutsuz olmasanız bile yaşamdan yeterince doyum almıyor olabilirsiniz. Veya hayatınızın dayandığı inanç ve varsayımlar temelden sarsılmış olabilir. İşte bu noktada pozitif psikoloji size yardımcı olabilir.

1 Yorum

  1. harika bir makale olmuş keyifle okudum ve emeğinize sağlık demeden geçersem ayıp olur dedim pozitif psikoloji aslında hayatımızın her anında var mesela ben hep şunu söylerim iyi düşün iyi olsun hiç bir zaman negatif olumsuz kelimeler konuşmayın düşünmeyin her konuştuğunuzu her düşündüğünüzü çağırıyorsunuz. Bunu hep deneyimlemişimdir bir işe başlayacaksam o iş için içimde bir olumsuz durum varsa veya düşünüyorsam o iş olumsuz geçiyor ama motive bir şekilde iyi düşünüp iyi olan bir çok işim olmuştur işte pozitif psikoloji budur bana göre. Hayatta her zaman pozitif olun yanağınız da ki gamzeyi her zaman gösterin bir şey kaybetmez aksine kazanırsınız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz