■ Nijerya’da Makoko toplumunun yerel mimarisi ile yenilikçi teknolojilerini bir araya getiren “yüzen okul” projesi, bölgedeki eğitim problemlerine çare bulmaya çalışıyor. Okul olarak kullanılacak olan bu üç katlı yapı, 256 plastik varilin üzerinde duruyor ve üçgen prizmalar şeklinde tasarlanıyor. Malzeme olarak tahta kullanılıyor ve yapıların ihtiyacı olan enerji güneş panelleriyle sağlanıyor. Bu okulda yaklaşık 100 öğrencinin eğitim alması amaçlanıyor.

■ Japonya’da öğrenciler okullara girerken ayakkabılarını çıkarıyorlar. Öğrencilerin okullarda ayakkabılarını çıkarmalarının birkaç sebebi var. Birinci sebep elbette temizlik. Japon okullarında Kore’de olduğu gibi hademe bulunmuyor ve temizliği öğrenciler yapıyorlar. Kendi okulunu temizleyen öğrenciler kirletmemenin de yolunu arıyorlar. Bu gibi durumlar öğrenciler arası eşitlik kavramını da geliştirmiş oluyor.

■ Almanya’nın kimya, fizik, barış ve edebiyat dallarında toplamda 102 Nobel Ödülü bulunuyor. Bunda ülkedeki dünyanın en saygın ve kaliteli eğitim kurumlarına ev sahipliği yapmasının rolü büyük. Almanya özellikle bilim alanında dünyanın öncü araştırmalarına ve buluşlarına imza atmış bir ülke. Göttingen’de bulunan Georg-August Üniversitesi, kurulduğu 1734 yılından bu yana 45 Nobel Ödülü almış bilim adamı yetiştirmiş.

■ ABD’de üniversitelerin öğrenci kulüpleri vardır. Bu kulüpler, elbette ki üniversitelerin izniyle yasal çerçevede faaliyet gösterir. Fakat Yale Üniversitesi’nin öğrenci kulübü olan “Skull and Bones” (Kurukafa ve Kemikler), yasal olduğu halde etkinlikleri, kurulduğu 1832 yılından beri son derece gizli tutulan tek kulüptür. Üyeleri, bir kelime bile sır vermez.

■ Finlandiya’da eğitim kurumlarında son derece sıra dışı bir yöntem uygulanıyor. Özel olarak eğitilmiş olan köpekler, çocukların okuma alışkanlıklarının gelişmesine yardım ediyor. Köpeklerle çalışan çocukların okuma alışkanlıkları kadar özgüvenlerinin ve yaratıcılıklarının da arttığı görülünce, proje resmi müfredata eklenmiş.

■ “Her öğrenciyi kapsayıcılık” prensiplerine dayalı olan Norveç eğitim sisteminde, öğrencilere rekabet öğretilmiyor. 8’inci sınıfa gelinceye kadar karne almayan ve sınava tâbii tutulmayan çocuklar bu çocuklar hakkında sınıfa ya da veliye kimin daha iyi olduğunu açıklanmıyor. Her çocuk en iyidir ve bu yüzden spor müsabakalarında bile bütün çocuklara birincilik madalyası veriliyor.

■ Finli yetkililer, klasik müfredatları okullardan tamamen kaldırmayı düşünüyor. Artık fizik, matematik, edebiyat, tarih, coğrafya ya da buna benzer herhangi bir ders olmayacak! Marjo Kyllönen, yapacakları değişikliği şöyle açıklıyor: “1900’lü yılların başında tasarlanan ve o zamanlar faydalı olan eski moda bir anlayış ile okullarda eğitim veriyoruz. Oysa günümüzde ihtiyaçlar aynı değil. Dolayısıyla 21. yüzyıl için uygun bir eğitim modeli lazım.” Peki bu ne anlama geliyor, nasıl bir eğitim modeli düşünülüyor? Klasik dersler yerine olay ve olgular disiplinlerarası bir biçimde ele alınacak. Örneğin, İkinci Dünya Savaşı tarih, coğrafya ve matematik açısından incelenecek.

■ Japonya’da ulusal bütçenin yüzde 12’si eğitime ayrılırken, sadece yüzde 7,7’si askeri harcamalara ayrılıyor.

■ Japon öğrenciler en bağımsız öğrencilerdir. Servisleri yoktur, okula kendi olanaklarıyla giderler. Sınıflarını ve okullarını kendileri temizler, getirdikleri yemekleri paylaşarak birlikte yerler.

■ Nüfusun yüzde 50’si orta eğitimin ilerisinde olann Kanada, açık ara dünyanın en eğitimli ülkesidir. Ardından yüzde 45 ile İsrail ve yüzde 44 ile Japonya geliyor.

■ Belçika’da yüksek öğrenim görmüş kişilerde işsizlik oranı yüzde 3 dolayındadır. Ülkede öğretmenlerin maaşları 57 bin Euro ile OECD ortalaması olan 39 bin Euronun üzerindedir.

■ ABD’de 93 milyon kişi, sadece gazete okuyacak kadar temel okuma bilgisine sahiptir. Sözlüklerdeki kelimelerin yüzde 65’ini doğru yazamazlar. Bu yetersizliğin ABD ekonomisine verdiği zarar, yılda 200 milyar dolardır.

■ Güney Sudan, yüzde 27 ile dünyanın okur-yazar oranı en düşük ülkesidir. 6-17 yaş arası çocukların yüzde 70’i, okuldan içeri adımını atmamıştır.

■ Dünyanın en eski üniversitesi, Hindistan’daki Nalanda Üniversitesi’dir. MS 500’de kurulan bu üniversite, Fas’ın Fez kentindeki Karueein Üniversitesi ile Mısır’daki El-Ezher Üniversitesi de eskildir. Karueein Üniversitesi’nin kuruluş tarihi MS 859, El-Ezher’in kuruluş tarihi ise MS 970’dir.

■ Hindistan’ın ikinci büyük kenti Lucknow’daki Montessori Okulu, dünyanın en çok öğrencisine sahip okuldur. Tam 32 bin öğrenci, aynı anda derslere girer.

■ İtalya’nın Torino kenti, dünyanın en küçük okuluna sahip olmakla övünür. Okulun bir öğrencisi ve bir öğretmeni vardır.
■ 1088 yılında kurulan Bologna Üniversitesi, günümüzün modern üniversitesinin temeli sayılan bir üniversitedir.

■ Öğretmenlik kolay bir meslek değil… Onlarca çocuğa karşı sabırlı olmak gerekir. ABD’de öğretmenlerin yüzde 14’ü, daha birinci yılını doldurmadan istifa ediyor. Üç yılın sonunda istifa edenlerin oranı yüzde 33, beş yılın sonunda işi bırakanların oranı ise yüzde 50.

■ En çok ev ödevi, Çinli öğrencilere verilir. Öğrenciler, haftada 14 saatlerini ev ödevlerine ayırıyorlar.

■ Almanya’da okula yeni başlayan çocuklara, “Schultüte” adıyla bilinen cicili bicili külahlar verilir. Öğrenci içine kitaplarını, kırtasiye malzemelerini ve atıştırmalıklarını koyar. Bu gelenek Almanya’ya sınırı olan Çek Cumhuriyeti, Polonya gibi ülkelerde de görülür.

■ Hollanda’da dört yaşını dolduran her çocuk, anında okula yazdırılır.

■ Brezilya’da çocukların anneleriyle olan bağına çok önem verilir. Eğitim sabah saat 7’de başlar, öğlen biter. Bütün öğrenciler, anneleriyle birlikte okulda öğle yemeğini yedikten sonra evlerine gider.

■ ABD, 30 yıl öncesine kadar yüksekokul diploması, niteliği ve niceliği açısından dünyada bir numaraydı. Bugün ise 36’ncı sırada bulunuyor.

■ Çok az ülke, ücretsiz eğitim-öğretim olanağı sunuyor. Bazı ülkelerde öğrencilerin kitap, kırtasiye ve üniforma masraflarının yanı sıra öğretmen maaşları bile veliler tarafından karşılanıyor.

■ Okuryazar oranı en yüksek iki kıta, Avrupa ve Güney Amerika’dır. Bu kıtalarda her ülke, yüzde 95-100 arası okur-yazar oranına sahip. Finlandiya, Grönland, Kuzey Kore, Liechtenstein, Lüksemburg, Norveç ve Vatikan’da okuma yazma bilmeyen ‘bir kişi’ bile yoktur!

1 Yorum

  1. Güzel ve ilginç bilgiler vermişsiniz ama şunu da belirtmekte yarar var belki başkası benim düşünceme saçma diyebilir ama bana göre doğru şu şekilde eğitim alanı kutsaldır özeldir. Din ile kutsallıktan bahsetmiyorum insani olarak kişiyi hayata hazırlamaktır matematik fen bilgisi vs öğrenen yer olarak görmüyorum insan olmayı öğrenmek hayatı öğrenmek için var olan kutsal bir yer bu yerleri büyük küçük değişik ilginç olarak ayırmak da saçma eğitim her yerdedir yani hayatın her anındadır. okulda evde sokakta otobüste her yerde bunu okullarla sınırlamak başlı başına hatadır. Bu saydıklarınız eğitim yeri değil de sadece eğitimin kalitesi olabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz