Başarının ilk adımı başarısızlıktır, çoğumuza çevremiz tarafından başarı hakkında bizlere öğretilen şey şuydu;

Bir alanda başarılı olmak adına bir deneme yaparsın ve iki seçenek vardır. Ya başarılı olursun ya da olamazsın. Hemen başarılı olamazsan bu demektir ki o alanda yetenekli doğmamışsıdır ve başka bir işe yönelmek gerekir.

Ve ben 20’li yaşlarımın ortasında bunun başarı hakkında düşünen ve öğretilen en büyük saçmalıklardan biri olduğunu fark ettim. Dünyada herhangi bir konuda en başarılı insanlar kimdir biliyor musunuz? O alanda en fazla başarısız olanlardır. En fazla deneyenler en fazla hata yapanlardır. Ancak bize herhangi bir alanda başarının doğuştan yetenek, doğuştan eğilim gibi şeylerle geldiği öğretildi.

Doğarken hiçbir alanda yetenekli veya hiçbir alana karşı eğilimli doğmayız. Severek yaptığımız her şeyi sonradan öğreniriz. Yeteneklerimizin tamamını pratik yaparak kazanırız. Doğuştan gelen özelliklerimiz çok ama çok küçük farklar yaratır. Dünyada tüm alanlarda, sporda, işte bilimde, teknolojide en başarılı insanlar alanlarında en çok çalışmış insanlardır. Rönesans’ın en ünlü sanatçılarından biri olan Michelangelo’nun bu konu hakkında bir sözü vardır. ”Ne kadar çok çalıştığımı bilseydiniz yaptığım şeyler o kadar mucizevi gelmezdi.” Yani başarılı kişilerin arka planda ne kadar çok çalıştıklarını bilseniz o kadar ben çalışsam ben de yaparım dersiniz ki doğru olanda budur, Ne kadar çalıştıklarını görememenizin sebebi de size başarının yanlış öğretilmiş olmasıdır.

Bu insanların özel ve üstün yetenekleri olduğu için başarılı olduklarını sanıyorsunuz. Boy ve vücut hacmi gibi bazı fiziksel özellikler dışında herhangi bir alanda birinin sizden daha başarılı olmasının tek sebebi vardır. O alanda sizden daha çok çalışmış, daha çok denemiş, dolayısıyla daha çok hata yapmış olmasıdır. Belli bir seviyeye gelen hiç kimse bunu kolay bir şekilde elde etmez. İşadamı, boksör, futbolcu, ressam alanlarına tırnak için de doğuştan yetenekli olarak veya sizden üstün olarak başlamaz. Bu başarıların arkasında çok büyük bir çalışma ve hata yapıp öğrenme döngüsü vardır. Örneğin sıfırdan işini kuran bir işadamının sizden daha zengin olması sizden daha şanslı ya da daha zeki olduğu için değildir. Basit bir şekilde sizden daha çok çalıştığı ve daha çok hata yapıp bu hatalarından öğrendiği içindir. Aynı şekilde bir ressamın sizden çok daha iyi resim hissedebilmesi sizden daha yetenekli doğduğu için değildir. Siz resim çizmeyi hayatınızda belki yüz defa bile denememişken, bir ressam yüzü denemeyi yarım günde yapar ve hayatında on binlerce kez hata yapmıştır. Bu hatalarından öğrendiği için de bu konuda bizlerden çok daha iyidir.

Denemediği veya çabuk pes ettiği için kendi potansiyelini bulamayan milyonlarca insanın olduğunu bir düşünün. Ya Picasso denemeseydi? Ya Federer tenis oynamasaydı? İçimizde kaç tane Picasso’nun, Ronaldo’nun, Federer’in Elon Musk’un olabileceğini ve pes etmediğiniz takdirde neleri başarabileceğinizi bir düşünün. Bu yanlış algı yüzünden yeni bir şey deneyen biri hemen başarı bekler. Çünkü başarı onun için ya çabucak gelir ya da hiç gelmez. Dünyanın en ünlü iş adamlarından Elon Musk kariyerinin çoğunluğunda haftada 100 saatten fazla çalıştığını ifade etmiştir. Halbuki çoğu insan ömründe bir hafta bile bir konuda 100 saat çalışmıştır. Değil 100 saat, 50 saat bile çalışmamışdır. Buna rağmen herhangi bir konuda başarılı olmadığını düşünür. Başarıyı hemen beklemek ve kolay gelmediğinde bırakıp pes etmek hayat boyu başarısız olmayı neden olacak, çok büyük bir hatadır. Yeni bir alanda ilerleyen biri ona yetenekli bir şekilde başlamaz! Sizin yaşadığınız şeylerin aynısını yaşar.

Siz zor bir şeyle karşılaştığınızda ne hissediyorsanız dünyadaki her insan aynı şeyi hissetmiştir. Tek fark ise kimin pes edip kimin çalışmaya devam ettiğidir. Şimdiye kadar herhangi bir konuda başarılı değilseniz, bunun tek sebebi vardır. Bu da diğerleri kadar çalışmamış olmamızdır. İşte bu yüzden başarının çalışmaktan geldiğini bilmelisiniz ve başarılı insanlara şanslı veya benden üstün demek yerine benden daha çok çalışmış demeniz çok daha doğru bir tespit olacaktır.Bu yanlış algının bir yan etkisi daha vardır. İnsanların yetenekle doğduğunu sanan birine elde edilmiş başarılar kolay gelir.

Sonuçta hepsi doğuştan elde edilmiştir. Bu kişi arka planda ki çalışmayı görmez ve başarı ile ilgili görüşü çok kısıtlıdır. Örneğin basketbol oynamayı deneyip hemen iyi oynayamadığın da ben basketbolda iyi değilim. Yeteneğim yokmuş der ve bu basketbol örneğindeki kişi Michael Jordan. Dünyanın gelmiş geçmiş en iyi basketbolcusunun topu eline aldığı anda oynamaya başladığını sanır. Oysa ki Jordan başarısının her gün çalışmaktan geldiğini defalarca söylemiştir.

Yıllarca sabah 5’te kalkıp tüm gün çalışmıştır ve Jordan emekli olduğu gün hocasına, ”Seni bir daha evimde gördüğüm taktirde vuracağım demiştir.” Bu söz aslında kariyeri boyunca ne kadar çok çalıştığının bir özetidir. Başarı için sarf edilen emeği görmezseniz insanların kolay başarı elde ettiklerini sanır, aynısını kendiniz için beklersiniz. Kolayca başaramadığımız da pes eder ve başkalarını daha şanslı, doğuştan yetenekli ya da sizden daha üstün oldukları için başardıklarını düşünürsünüz. Ilk adımını atan bir bebek yere düşer. Kalemi ilk defa eline alan bir öğrenci düzgün bir şekilde tutamaz. Ancak çoğu insan bu öğrenme sürecinin çocuk yaşlarda bittiğini sanır. Bisiklet sürmeyi 4 5 günde öğrenemediğiniz de pes ettiğinizi düşünebiliyor musunuz? Ancak başarıya giden yolda çoğu insan bunu yapar.

Yani bu öğrenme döneminde hemen sonuç beklediği için pes eder ya da hiç başlamaz. Başarının tek yolu azimli olmak ve çok çalışmaktır. Çok çalışmak sözü fazla kullanıldığı için klişeleşmiştir ama anlamı denemek, hata yapmak ve öğrenmektir. Çok çalışmaktan kasıt hemen başarıdan başarıya koşmak değildir. 3 ay futbol oynayıp dördüncü ligde bile oynayabileceğini iddia eden yoktur. O halde bu düşünce yapısını başarmak istediğimiz ve henüz başaramadığımız her alanda uygulamamız gerekir. Yani yılmadan denemek ve devam etmek ve tüm insanların başarılarını aynı süreçten geçerek elde ettiklerini fark etmek! Bir şeyi deneyip hata yaparsanız ne olur biliyor musunuz arkadaşlar? Hiç birşey! Evet hiç bir şey olmaz. En kötü ihtimalle öğrenmiş olur ve bir sonra ki denemeniz de o hatayı yapmazsanız. Dünyadaki hiç kimse başarıyı başka bir şekilde elde etmemiştir. O yüzden hiçbir başarısızlığın ardından pes etmeyin. Çok çabuk ve kolay sonuç beklemeyin ve tüm başarılı insanların sizinle aynı süreçten geçtiğini ve şaşıracağınız kadar çok çalıştıkları için o seviyede olduklarını fark edin.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz