kitap

HAŞHAŞİLER

Hasan Sabbah kimdir? Haşhaşiler kimdir? Alamut nerede? Hasan Sabbah kimdir?

Yaşar Şahin Anıl tarafından yazılan araştırma kitabı birçok tarihi gerçeğe ışık tutuyor. Elde edilen bazı bulgular ve bilgiler ışığında bir dönem kendinden söz ettirmiş olan haşhaşiler. Kitap tarih ve terör konularında okunan oldukça zevkli ve merak uyandıran kitaplar arasındadır. Okurken şaşkınlık duyacağınız o kadar çok şey var ki. Öğrencilerin ve okulların istifade edebilmesi için kendi hazırlamış olduğum kitap analizini sizlerle paylaşacağım. Kitap içeriği hakkında sizleri bilgilendirecek ve Hasan Sabbah ile fedailerini anlamanız için sizlere yardımcı olacağım. Bu analiz okulsayfam sitesinde yayınlanmaktadır. Kitabın yazarı Yaşar Şahin Anıl’dır. Kitabı satın alarak da istifade edebilirsiniz. Okulsayfam.com sitesinin katkılarıyla “Alamut Terörünün Kaynakları ve Hasan Sabbah” kitabı ile sizleri başbaşa bırakıyorum. Toplamda 5 konu halinde yayınlanacaktır.

1.KONU: Alamut Terörünün Kaynakları ve Hasan Sabbah

Giriş: Yazar kitabının ilk bölümünde Hz.Muhammed’in(s.a.v.) ölmek üzere olduğu vakti ve bu vakitten sonra islam dünyasında meydana gelen olayları ele almıştır. Halifeler, Emeviler, Abbasiler ve Selçuklular döneminde meydana gelen hadiseler aktarılmış, oluşan düzenin halk üzerindeki etkileri incelenmiştir.

Tüm bu toplumsal olaylardan sonra zaman içerisinde islamiyet ile bağdaşmayan topluluklar ortaya çıktı. İkinci bölümde, islam dinine aykırı görüşler belirtilmektedir. Batınilik, batiniliğin bir kolu olan şiilik ve islam dinine muhalif olan diğer görüşler tarihsel akışı içerisinde aktarılıyor.

Tüm bunlarla birlikte Selçuklu devlet düzeni, sosyal sınıflandırmalar gibi durumların oluşturduğu sonuçlardan toplumun nasıl etkilendiği ve isyancılara dahil oldukları açıklanmaktadır.

Son bölümde Hasan Sabah ve fedailerin yol açtığı korku ortamının etkisi, faaliyetleri, Hasan Sabbah’ın fikirleri, hayatı gibi konulara değinilmektedir.

Kitap Özeti (Analiz)

İslam dininde Hz.Muhammed’in(s.a.v.) ölümünden sonra giderek kaosa dönüşmekte olan bir düzen göze çarpmaktadır. Vefattan sonra devletin başına kimin geçeceği tartışmaları sorunların tetikleyicisiydi. Özellikle Hz.Ali bu karışıklarla hayli uğraştı. İslam tarihinde ilk terör örgütü diyebileceğimiz “Hariciler” Hz.Ali zamanında ortaya çıkmıştır.

Emeviler devletinin milatı olarak Muaviye kabul edilmektedir. Yaptığı planlar ve ele geçirdiği topraklarla lider konumuna gelmişti. “Hz.Hasan” Muaviye zamanında zehirlenerek, “Hz.Hüseyin” ise Muaviye’nin oğlu Yezid zamanında tuzakla ödlürüldü. Emeviler devleti fethettiği topraklarda “Arap olanların en üstün olduğu” fikrini hakim kılmaya başlamışlardı ve bu durum halkı canından bezdirir konuma getirmişti. Emevi zulmüne en güçlü sesi çıkaran peygamberimizin amcasının soyundan gelenler, iktidarı ele geçirerek Abbasiler devletini kurmuştu. Ancak, saltanatve iktidar cezbesi Abbasiler devletinde de olumsuzluklara yol açtı. Halk zulüm görmeye devam etti.  Abbasiler sınırlarını da geniş alanlara yaydılar. Türkler ve İranlılar ile temas kuruldu. Türk kökenli komutanların Abbasiler ordusunda görev aldıkları görüldü. Abbasi devleti içerisinde de isyanlar baş gösterdi. Bu isyanların baş aktörleri; Fatımiler, Karmatiler, Tahiriler, Saffaniler, Sasaniler, Gazneliler, Büveyliler…

Abbasilerin emri altına giren türklerde “960 yılından itibaren” kitleler halinde müslümanlığı kabul etmeye başladılar.Türklerin müslümanlığı benimsemesindeki en önemli faktör türk dini olan “Gök Tanrı” inancı ile islamiyetin esaslarının birbirine uymasıydı.

960 yıllarında Orta Asya’da Selçuk Bey tarafından Selçuklu Devleti kuruldu. 1040 Dandanakan Savaşında Gazneliler, 1071 yılında Bizanslılar yenilgiye uğratıldı ve Selçuklu Devleti islam dünyasının lideri konumuna yükseldi.Ayrıca 1071 Malazgirt Zaferi ile Anadolu’nun kapıları türklere açılmış oldu. Devamlı bir huzursuzluk kaynağı olan Karmatiler ile Fatimiler sindirilerek en önemli iki sorun da çözülmüştü.

Mısırda şii propagandası yapan Al-Azhar medresesine karşılık, Nizamülmülk’ün destek ve önerileriyle Bağdat’ta Nizamiye medreseleri kuruldu. Selçuklu devleti sünni anlayışı benimsediğinden şiilerle sürekli olarak fikir çatışmaları yaşanıyordu.

1092 yılında Nizamülmülk öldürüldü. Melikşah’ın ölümünden sonra taht kavgaları, haçlı seferleri derken devlet düzeni sarsılmıştı..

Hz.Muhammed(s.a.v.)’den sonra Hz.Ali’nin lider olmasına inananların oluşturduğu inanç topluluğuna “Şiilik” denir. Sünni mezhebe bağlı islam halifelerini meşru kabul etmediklerinden ötürü Emevi ve Abbasilerin baş düşmanı idiler.

“Batınilik”; gerçek ve dinsel bilginin kutsal kitapların söyleminde değil, bu söylemi oluşturan kelimelerin özgün anlamlarında gizli olduğuna, ve bu gizeme de ancak masum, kutsal ve seçkin bir “imamın” ulaşabileceğine inanan şiilerin inancıdır. Bu inanç sistemi islam dini temel alınmak kaydıylar, olayları yorumlayarak netice elde eder.

Batıniliğin temel ilkeleri;

  • Te’vil (metodsuz yorum)
  • Gaaliye (aşırı inanç)
  • İbahiye (herşeyi mübah görmek)

Batınilik, sünni islam şeriatını yıkmaya yönelik bir düşünce akımıydı.

İslamın muhalif kanadı olan şiiler 765 yılına kadar aynı imama inanıyorlardı. 6. imam “Cafer’us Sadık”ın Musa ve İsmail adında iki oğlu vardı. 6.imamın ölümünden sonra ihtilaf çıktı, 7.imam Musa olmuştu ancak imamlığın İsmail’e geçmesi gerektiğini düşünenler vardı. Şiilik bu noktadan sonra ikiye bölündü. İsmailin tarafını tutanlara “İsmaililer (ismailiyye)” de denildi.

2.Bölüm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here