kitap

Haşhaşiler 2.Bölüm

Haşhaşiler kimdir? Alamut nerede? Hasan Sabbah hayatı? İsmailiyye cemaati. İsmaililik nedir? Alamut kalesi nerededir? Elemût kalesi nedir? Haşhaşilerin lideri kimdir?

Merhaba. Yaşar Şahin Anıl’ın kitabı “Alamut Terörünün Kaynakları ve Hasan Sabbah” sizler için sadeleştirilerek Haşhaşiler olarak da anılan örgütü daha iyi anlamanız sağlanacaktır. Bir döneme damgasını vuran Haşhaşiler, yüzyıllarca adından bahsettirmiştir. Toplamda 5 konu halinde yayınlanacaktır. Daha önce 1.bölüm yayınlanmıştı, 2.bölüm ile devam ediyoruz.

1.BÖLÜMÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYINI

Sünni ve halife yanlısı Selçuklu devletinin şiilerle mücadele etmesi kaçınılmazdı. Özellikle Fatimilerle yapılan savaşlar şiilerin gücünü kurdu. Filistin, Kudüs, Akkâ gibi büyük kentler alındı. Şii ezanının okunması yasaklandı, şiilikle mücadele edildi. Bu faaliyetler aynı zamanda muhalif bir kesimin oluşmasına neden oldu.

Hasan Sabbah ve Alamut Terörü

Hasan Sabbah’ın doğumu 11.yy ortalarına rastlar, 1040 seneleri olduğu düşünülmektedir. 1124 yılında ise vefat ettiği bilinmektedir. Batınîlik, Hasan Sabbah’a gelinceye kadar yalnızca fikir ve inanç yumağı iken Selçuklu devleti içerisinde önemli bir muhalefet odağı haline dönüşmüştür.

Hasan Sabbah Hayatı

Tam adı Hasan bin Ali bin Muhammed bin Cafer bin Hüseyin bin El-Sabbah el-Himyerin. Aslen İranın Tus eyaleti köylülerindendir. Babası Kûfa şehrinden Kum şehrine göçmüş ve orada yaşamıştır. 17 gibi yaşlarda ismailiyye mezhebini benimsedi. Gerek zeka ve gerekse gördüğü köklü eğitimle dikkat çekti. Çok geçmeden İran’da bu mezhebin baş “dai”liğini yapan Abdülmelik bin Attaş’ın vekilliğine kadar yükselmeyi başardı. Daha sonra Fatimi Devleti halifesi Mustansır’ın yanında görevlendirilmişti.

İdealist ismailiyye taraftarları devlet idaresinde köklü değişiklikler yapabileceğine inandıkları “Nizar”ı hilafet makamına geçirmek için ciddi çalışmalar yürütmüşler ancak başarılı olamamışlardı. Bu amaçlarını gerçekleştiremediler ve Mısır’ı terk etmek zorunda kaldılar.

İran’a dönüşünde Sultan Melikşah’a bir mektup göndermiş, Abbasi halifelerinin gerçek halifeler olamayacağını, Fatimi Devleti halifelerinin meşru gerçek halifeler olduklarını bildirmekten de çekinmemişti.

Sasaniler zamanında, İran’ı altüst eden toplumcu Mazdak mensuplarının ve ayrıca İslamiyet döneminde Hurremi, Karmati v.b. oluşumların eylemlerinden etkilenmiştir. Hasan Sabbah grubunun kurduğu Alamut Batıniliği ya da “Nizariye Tarikatı” inancına göre; akıl ve düşüncenin insanları anlaşmazlığa düşüren nedenlerin başında geldiği kabul olunuyor ve bu nedenle de herkesin mutlak doğruyu bildiğine inanılan “İmam-ı Masum” a bağlanması zorunlu görülüyordu. İmam-ı Masum tanrının yer yüzündeki vekili olarak görülüyordu.

Hasan Sabbah’ın Eylemleri

Hasan Sabbah’ın eylemleri Mısır, İran ve Alamut olmak üzere başlıca 3 bölgede gerçekleşmiştir.

Mısırda halife Mustansır’ın ölümünün ardından Mustansır’ın büyük oğlu Nizar’ın halifelik makamına gelmesi gerektiğini Hasan Sabbah grubu destekledi. Ancak ordu içindeki güçler başta olmak üzere diğer gruplar diğer oğlu Mustali’nin halife olmasını desteklediler ve baskın geldiler. Devlet içerisinde ayaklanma vari durumlar da görüldü, Mustali’nin 6 yıl sonra ölmesi, 1094 yılında çıkan karışıklıklarda Nizar ve oğlunun öldürülmesi gibi olaylar yaşandı.

Hasan Sabbah bir yandan Mısır’dan kaçarken yanında Nizarın torununu götürmüştü, diğer yandan Nizar ve oğlunun sav ve davalarını sürdürerek yeni bir inancın propagandasını yapıyordu. Hasan Sabbah kendisini Nizar’ın ve onun düşüncesinin yaşayan delili(hücceti) ilan etti.

Hasan Sabbah’ın etkinliğinin büyük bir güç haline dönüşmesi, ünlü Alamut Kalesini savaşsız ele geçirmesiyle başladı.Yoğun propagandalar ve Alamut kalesi kumandanı ile kurulan irtibat sayesinde ayrıca muhafızlar üzerinde oluşturulan tesirle, kale savaşsız olarak teslim alındı. Alamut Kalesi 1090 yılından itibaren Hasan Sabbah için ulaşılmaz bir savaş üssü olduğu kadar, kurulan yeni mezhebin de bir okuluve tapınağı haline geldi.

Burada şu hususu da belirtmek gerekir ki; Moğolların Alamut Kalesi’nin ele geçirdiğinde bilgi ve belgeleri yok etmeleri daha detaylı bilgi erişimini kısıtlamıştır.

Selçuklular döneminde gelir dağılımı eşitsizliği vardı. Özellikle başvezir Nizam’ülmülk’ün ülke topraklarının büyük kısmının bakımını “ikta” olarak türk komutanlara dağıtması hoş karşılanmadı. Ayrıca devlet memuriyetlerinde İran’lılar pasifize edilerek Türk kökenlilere yer verilmesi, iranlı nüfus içerisinde fakirlik ve ezilmişliği şiddetlendirdi.

3.Bölüm

1 Yorum

  1. Abbesi ve emevi halifeleri peygamber soyundan gelen tüm nesli yok eden iğrenç mahluklardır. Birde üstüne güzel islam dinimizi temsil etme alçaklığını yaparlar ben şunu bilir şunu söylerim gerçek halifeler 12 imamlardır. sırasıyla sayacak olursak 1. Hz.Ali 2. İmam Hasan 3. İmam Hüseyin 4. Zeynel Abidin 5. Muhammed Bakır 6. Caf er Sadık 7. Musai Kazım 8. Ali Rıza 9.Muhammed Taki 10. Ali Naki 11. Hasan Askeri 12. Muhammed Mehdili dir ilkinden sonuna kadar 350 yıl geçmiştir. Ve bu 350 sene içerisinde bir çok olay yaşanmış acı keder biz Alevilerin üzerinden hiç eksik olmamıştır. Şimdi ben size soruyorum Hz. Ali halife iken mısır valisi olan Muaviye denilen zat ben halifeyim diye ortaya çıkmış ve Hz. Ali efendimizle ters düşmüştür. Peygamber kanı taşıyan ve konuşan kuran ve Allah’ın kılıcı denilen yiğide kafa tutarak savaşa girerler ve tam Hz. Ali kazanacakken kuran nüshalarını kılıcına takan Muaviye orduları kuran hakem olsun denilerek günümüzde de yapıldığüı gibi dini duyguları istismar ederek savaşı durdurup kendilerine pay çıkartmışlardır. Ve hileli bir mecliste muaviye lehine karar çıkarak peygamber efendimizden sonra Müslümanın kalmadığı da ortaya çıkmıştır. Zaten bu durumu en iyi peygamber efendimizin cenazesi ortadayken halife kişm olacak derdine düşen ehli beyt örnek verilebilir oysa ki Hz. Ali efendimiz onlar kim halife olacak diye birbirlerine girerken o Hz Muhammed efendimizin defin işlemlerini yapmaktaydı. Demem o ki fazla uzatmayayım geçmişe baktığımızda 12 imamları bu zihniyete sahip Abbasi ve emevi halifeleri katletmişken şuan ki insanlar nasıl olur da İslam dininde halifeliği benimserler yezidin bile halife olduğu aşikarken siz nasıl ben abbasi emevi halifelerini tanırım dersiniz. Ayrıca şuan bile Hz.Hüseyin ile yezid yaşıyor olsa Yezidin tarafında olurdum diyen ahmak devlet yöneticileri de varken.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz